Başkent gayrimenkul dünyasının güçlü kadınlarından Leyla Aydınoğlu, şehrin en çok okunan yayınıAnkara LifeDergisine konuk oldu…

“Bugün geldiğim noktada, sektördeki her adımı tutkuyla atan, kendini sürekli geliştiren ve her başarıyı yeni bir hedefin başlangıcı olarak gören biri olarak yoluma devam ediyorum.”
Başkent gayrimenkul dünyasının güçlü kadınlarından Leyla Aydınoğlu, şehrin en çok okunan yayınıAnkara LifeDergisine konuk oldu. Spor disiplininden iş hayatına taşıdığı azim ve stratejik bakış açısıyla, yatırımcıların güvenle takip ettiği bir yol haritası sunan Leyla Aydınoğlu, başarı hikâyesinin perde arkasını ve sektörde fark yaratan yöntemlerini samimi bir dille anlattı. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Leyla Hanım öncelikle sizi tanıyalım. Leyla Aydınoğlu kimdir?
1976 yılında Ankara’da doğdum. Anadolu Üniversitesi Spor Akademisi mezunuyum. Disiplin, kararlılık ve hedef odaklı yaşam, benim için sadece işimde değil, spor geçmişimde de en güçlü motivasyon kaynağı oldu. Sporla çok küçük yaşlarda tanıştım ve hayatımın her döneminde aktif bir şekilde yer aldım. Yıllar boyunca hem bireysel hem takım sporlarında yer aldım; bu süreçte edindiğim disiplin, bugün gayrimenkul sektöründeki başarıma yön veren temel unsurlardan biri oldu. Profesyonel seviyede fitness, pilates ve vücut geliştirme alanlarında çalıştım. Aktif olarak pilates, vücut geliştirme sporculuğum ve antrenörlüğüm devam etmektedir. Antrenman düzenim, beslenme disiplinim ve hedefe kilitlenen çalışma sistemim sayesinde hem kendi fiziğimi geliştirdim hem de çevremdeki birçok kadına ilham olmayı başardım. Spor benim için sadece fiziksel bir uğraş değil; zihinsel güçlenmenin, özgüvenin ve istikrarın da temelini oluşturuyor. Bugün gayrimenkul sektöründe attığım her adımda bu sporcu disiplinini taşıyorum. Hedef koymayı, planlamayı ve asla vazgeçmemeyi spor bana öğretti. Sahada mücadele ederken kazandığım dayanıklılığı, çalışma etiğini ve başarı odaklı yaklaşımı iş hayatımda aynı güçle sürdürüyorum. Danışmanlıktan çok daha fazlasını sunuyor; yatırımcının karar yolculuğunu uçtan uca yöneten stratejik bir rehber olarak çalışıyorum. Farkım, projeleri yalnızca listelemek yerine doğru veriyi, doğru analizi ve doğru pazarlama dilini kullanarak müşterinin riskini azaltan ve kazancını büyüten bir yaklaşım geliştirmemdir. İşimde sezgilerim kadar rakamsal gerçeklere de güvenirim. Bu yüzden benimle çalışan herkes kendini güvende hisseder; çünkü biliyorlar ki ben, onların yerine düşünen, araştıran ve her detayı şeffaflıkla ortaya koyan bir danışmanım. Bugüne kadar hem bireysel yatırımcılara hem de kurumsal yapıların üst düzey karar vericilerine, “doğru zaman – doğru proje – doğru strateji” üçlüsünü sunarak güçlü portföyler oluşturdum. Çalışma prensibim nettir: “Siz hayalinize odaklanın, gerisini ben yöneteyim.” Her yeni proje benim için sadece bir satış değil; bir vizyonu hayata geçirmek, bir aileyi yeni bir başlangıca taşımak ve bir yatırımcıya uzun vadeli kazanç sağlamak demektir. Bu yolda disiplin, profesyonellik ve güveni merkezime alıyor; tüm anlaşmaları doğrudan müteahhit veya proje firmalarıyla yürütüyor, müşterilerime ekstra hizmet bedeli yansıtmadan maksimum fayda sunuyorum. Bugün geldiğim noktada, sektördeki her adımı tutkuyla atan, kendini sürekli geliştiren ve her başarıyı yeni bir hedefin başlangıcı olarak gören biri olarak yoluma devam ediyorum.
Gayrimenkul sektörüne adım atarken sizi en çok motive eden şey neydi? Bugün geriye baktığınızda, o ilk adım başarı hikâyenizin hangi temel taşlarını oluşturdu?
Gayrimenkul sektörüne adım atarken beni en çok motive eden şey, insanların hayatlarına değer katmak ve yatırım kararlarında onlara güvenilir bir rehber olabilme düşüncesiydi. İlk günlerden itibaren şuna inandım: “Doğru bilgi, doğru iletişim ve doğru strateji ile her işlem bir başarı hikâyesine dönüşür.”
Bugün geriye baktığımda, bu yolculuğun temel taşlarını disiplinli çalışma kültürüm, sürekli öğrenme isteğim ve işime duyduğum tutkuyu asla kaybetmemem oluşturdu.

Coldwell Banker KRG çatısı altında elde ettiğiniz güçlü başarı grafiğini nasıl inşa ettiniz? Bu süreçte benimsediğiniz çalışma disiplini veya kişisel prensiplerinizden bahsedebilir misiniz?
KRG çatısı altında başarı grafiğimi istikrarlı bir sistem üzerine kurdum. Her portföyü bir proje gibi ele alır; analizden pazarlama stratejisine kadar tüm detayları profesyonelce planlarım.Benimsediğim prensiplerin başında şeffaflık, hızlı aksiyon, çözüm odaklılık ve her adımı ölçümlenebilir kılmak gelir. Bu yaklaşım, hem müşteri memnuniyetimi artırdı hem de beni her yıl daha yüksek bir performansa taşıdı.
Danışanlarınızla kurduğunuz güven ilişkisi başarınızın önemli bir parçası. Bu güveni inşa eden kritik yaklaşım veya yöntemleriniz neler oldu?
Güven, bu işin en değerli sermayesidir. Danışanlarımın bana bir ev değil, bir hayat kararı teslim ettiklerinin farkındayım. Bu nedenle her işlemde şeffaf bilgi akışı, doğru fiyatlama, realist beklenti yönetimi ve adil müzakere benim vazgeçilmezlerimdir. Sahada geçirdiğim her gün, doğru yönlendirme yapabilmek için veriye ve tecrübeye dayalı konuşmanın önemini bir kez daha gösteriyor.
Sektördeki rekabetin giderek arttığı bir dönemde sizi diğer gayrimenkul danışmanlarından ayıran en belirgin özellikleriniz neler?
Beni diğer danışmanlardan ayıran en belirgin özellik, pazarlama stratejilerimi sürekli güncellemem ve yeniliklere çok hızlı adapte olmamdır. Dijital pazarlama, profesyonel içerik üretimi, hedef kitle analizi ve marka yönetimini bir arada kullanan bir yaklaşım benimsiyorum. Ayrıca yatırımcılarla çalışırken yalnızca bugünü değil, 5 yıl sonrasının değerini hesaplayan bir bakış açısı sunmam da önemli bir fark yaratıyor.
Kariyeriniz boyunca karşılaştığınız en zorlu dönüm noktası neydi? Bu zorluğu başarıya dönüştürmenizi sağlayan stratejiyi veya bakış açısını paylaşır mısınız?
En zorlu dönemim, piyasanın yavaşladığı ve belirsizliğin arttığı bir süreçti. O dönemde durmak yerine kendime yatırımı artırdım; eğitim, mentorluk programları, marka yönetimi ve dijital stratejiler üzerine odaklandım. Bu süreç bana şunu öğretti: Krizler, doğru değerlendirilirse büyümenin en güçlü zeminidir. Bugün geldiğim noktada, o dönemi bir dönüm noktası değil, gerçek bir sıçrama tahtası olarak görüyorum.

Başarı yolculuğunu yeni başlatan genç danışmanlara, deneyimlerinizden yola çıkarak hangi üç altın tavsiyeyi verirdiniz?
- Tutarlı olun. Bu meslekte başarı, istikrarla gelir. Her gün sahada olmak, öğrenmek ve kendinizi geliştirmek şarttır.
- Markanızı yönetin. Kendinizi doğru anlatın, dijital varlığınızı profesyonelce kurun ve yatırımcıya güven veren bir imaj oluşturun.
- Danışanınızı gerçekten dinleyin. Çözüm, doğru soruyu sormakla başlar. İnsanların ihtiyaçlarını anladığınız anda süreç çok daha kolay ve verimli ilerler.
