FUZEM ile Sürdürülebilir Öğrenme!..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Eğitimde sürdürülebilirliği; bilgi aktarımının ötesine geçen, bireyin yaşam boyu öğrenme becerisini güçlendiren ve kurulan sistemlerin yıllar içinde kendini geliştirebilmesini sağlayan bir anlayış olarak tanımlıyorum.”

“Veri temelli rehberlik, kişiselleştirilmiş öğrenme modelleri ve esnek eğitim yapıları, sürdürülebilirliğin temel bileşenleri arasında yer alacak.”

Eğitimde sürdürülebilir dönüşümün öncüsüİsmail Eryılmaz, FUZEM’in kuruluş hikâyesinden dijital eğitimdeki vizyonuna kadar merak edilenleri Ankara Life okurlarıyla paylaştı. Eğitimde kısa vadeli çözümler yerine kalıcı değer yaratmayı amaçlayan Eryılmaz, teknolojiyi yalnızca bir araç değil, stratejik bir güç olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım sayesinde öğrenciler kendi öğrenme hızlarına uygun içeriklerle sürece dâhil olurken; öğretmenler, veri destekli geri bildirimlerle eğitim kalitesini yükseltiyor.

İsmail Eryılmaz, eğitimde sürdürülebilirlik kavramının nasıl hayat bulduğunu, karşılaşılan zorlukların FUZEM’e nasıl esnek ve güçlü bir yapı kazandırdığını ve önümüzdeki 5–10 yılda eğitimde görmek istediği dönüşümü anlatıyor. Eryılmaz, yalnızca bireysel başarıya değil, toplumsal kazanımlara da odaklanan bir eğitim vizyonunu paylaşırken, Ankara Life okurları için ilham verici bir perspektif sunuyor. İyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

İsmail Bey, eğitim alanındaki yolculuğunuzda “fuzem.com”un kuruluşuna kadar olan süreçte sizi en çok etkileyen deneyimler nelerdi? Sizi bu alana yönelten temel motivasyon neydi?

Eğitim alanındaki yolculuğumda en çok etkileyen deneyimler, kalıcı sonuç üretmeyen ancak yoğun emek gerektiren modellerle sürekli karşılaşmam oldu. Beni bu alana yönelten temel motivasyon ise, eğitimin bireysel çabalarla değil, sürdürülebilir sistemlerle güçlendirilebileceğine duyduğum inançtı. Eğitimde kalıcı dönüşümün güçlü altyapılar, doğru rehberlik ve uzun soluklu vizyonlarla mümkün olduğuna güveniyorum. FUZEM’i de bu anlayışla, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının eğitim dünyasını da gözeten bir yapı olarak konumlandırdık.

Eğitimde sürdürülebilirlik kavramını siz nasıl tanımlıyorsunuz? Günümüzde eğitim kurumları ve girişimlerin bu alanda hangi sorumlulukları üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Eğitimde sürdürülebilirliği; bilgi aktarımının ötesine geçen, bireyin yaşam boyu öğrenme becerisini güçlendiren ve kurulan sistemlerin yıllar içinde kendini geliştirebilmesini sağlayan bir anlayış olarak tanımlıyorum.

Günümüzde eğitim kurumları ve eğitim girişimlerinin en temel sorumluluğu, geçici çözümler üretmek yerine kalıcı değer oluşturacak modeller geliştirmektir. Bu da güçlü içerik kadar; erişilebilirlik, teknolojik altyapı, veriyle desteklenen öğrenci takibi ve nitelikli rehberlik mekanizmalarını birlikte düşünmeyi gerektirir.

FUZEM olarak eğitimde sürdürülebilirliği desteklemek için hayata geçirdiğiniz projeler ve stratejiler nelerdir? Bu projelerin öğrenciler ve öğretmenler üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

FUZEM olarak eğitimde sürdürülebilirliği, tekil projelerden ziyade uzun vadeli ve bütüncül stratejiler üzerinden ele alıyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz tüm yapılar; öğrencinin öğrenme sürecini zamana yaymayı, öğretmenin mesleki gelişimini desteklemeyi ve kurumların eğitim kalitesini istikrarlı biçimde artırmayı hedefliyor.

Dijital eğitimde teknolojiyi bir araç olarak mı yoksa stratejik bir güç olarak mı konumlandırıyorsunuz? Bu yaklaşım, sürdürülebilir öğrenme deneyimini nasıl şekillendiriyor?

Dijital eğitimde teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, doğru kurgulandığında stratejik bir güç olarak konumlandırıyoruz. Teknoloji tek başına anlamlı bir dönüşüm yaratmaz; ancak pedagojik hedeflerle uyumlu, insanı merkeze alan bir anlayışla kullanıldığında eğitimin sürdürülebilirliğini güçlendiren temel bir unsura dönüşür.

Bu yaklaşım, öğrenme deneyimini zamandan ve mekândan bağımsız hâle getirirken, aynı zamanda süreklilik kazandırıyor. Öğrenciler, kendi öğrenme hızlarına uygun içeriklere tekrar tekrar erişebiliyor; öğretmenler ise veri destekli geri bildirimlerle süreci daha sağlıklı yönetebiliyor. Böylece öğrenme, dönemsel bir faaliyet olmaktan çıkıp yaşam boyu devam eden bir sürece dönüşüyor. Biz FUZEM’de dijital dönüşümü, sürdürülebilir eğitimin vazgeçilmez bir bileşeni olarak görüyoruz.

Eğitimde sürdürülebilirliği sağlamaya çalışırken karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bu süreç size hangi önemli dersleri verdi?

Eğitimde sürdürülebilirliği sağlamaya çalışırken karşılaştığımız en büyük zorluk, hızlı sonuç beklentisi ile uzun vadeli etki üretme gerekliliği arasındaki dengeyi kurmak oldu.

Eğitimde kalıcı başarı, yalnızca güçlü içerik üretmekle değil; doğru zamanlama, şeffaf iletişim ve sürekli geri bildirimle mümkün oluyor. Ayrıca sürdürülebilirlik; vazgeçmemeyi, öğrenmeyi ve gerektiğinde modeli yeniden kurgulamayı gerektiriyor. Bugün geriye dönüp baktığımızda, karşılaştığımız her zorluğun FUZEM’in daha sağlam, daha esnek ve daha gerçekçi bir yapı kazanmasına katkı sağladığını görüyoruz.

Önümüzdeki 5-10 yılda eğitimde sürdürülebilirlik alanında görmek istediğiniz değişimler neler? FUZEM bu vizyonu gerçekleştirmede hangi rolü üstlenmeyi planlıyor?

Önümüzdeki 5–10 yılda eğitimde sürdürülebilirlik alanında en çok görmek istediğim değişim, eğitimin kısa vadeli hedeflerden uzaklaşıp bireyin bütünsel gelişimini merkeze alan bir yapıya evrilmesi. Akademik başarı kadar; öğrenmeyi öğrenme, eleştirel düşünme ve yaşam boyu gelişim becerilerinin sistemin temel unsurları hâline gelmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu süreçte dijitalleşmenin daha bilinçli ve dengeli bir noktaya taşınacağını öngörüyorum. Teknolojinin amacı, eğitimi hızlandırmak değil; derinleştirmek ve kalıcı hâle getirmek olmalı. Veri temelli rehberlik, kişiselleştirilmiş öğrenme modelleri ve esnek eğitim yapıları, sürdürülebilirliğin temel bileşenleri arasında yer alacak.

Uzun vadede FUZEM’in rolünü, eğitimde kalıcı değer üreten ve dönüşüme yön veren bir ekosistem kurucusu olarak görüyoruz. Bu vizyonla hareket ederek, sadece bireysel başarıları değil; toplumsal kazanımları da önceleyen bir eğitim anlayışına katkı sunmayı hedefliyoruz.